top of page

Konkordato mu, İflas mı, Yoksa Borç Yapılandırma mı? Hangisi Size Uygun?

15 Eki
8 dakikada okunur

Patronların en çok sorduğu soru aslında "konkordato nedir" değil. Asıl soru şu: "Benim durumumda hangisi?" Çek vadeleri üst üste binmiş, banka limitleri daralmış, tedarikçi peşin para istiyor, bir yandan da üretim ya da satış devam ediyor. Masada üç kelime dolaşıyor: konkordato, iflas, yapılandırma. Çoğu zaman da bu üçü birbirine karıştırılıyor.


Sahada gördüğümüz tablo genelde iki uçtan biri. Ya patron "konkordato ilan edersem itibarım biter" deyip bankayla ikili görüşmelerde aylarca oyalanıyor, ya da bir tanıdığın tavsiyesiyle, aslında iki bankayla oturup çözülebilecek bir sıkışıklık için ağır bir mahkeme sürecine giriyor. İkisi de pahalı hata.


Bu yazıda üç yolu yan yana koyuyoruz: ne işe yararlar, kime uygundurlar, neyi çözmezler. Konkordatonun temel mantığını henüz okumadıysanız, serinin ilk yazısı olan Konkordato Nedir? KOBİ'ler İçin Gerçekçi Bir Anlatım yazısıyla başlamanızı öneririz. Burada daha çok karar anına odaklanacağız: elinizdeki rakamlarla hangi kapıya yürümeniz gerektiğini nasıl anlarsınız?


Önce şunu netleştirelim: Bu üç yol birbirinin rakibi değil. Doğru sırayla ve doğru zamanda kullanıldıklarında birbirini tamamlarlar. Yanlış zamanda seçildiklerinde ise en iyi niyetli patronu bile köşeye sıkıştırırlar.


Kısa Cevap


Borcunuz büyük ölçüde birkaç banka ve büyük tedarikçide toplanmışsa ve işiniz hâlâ nakit üretiyorsa, önce borç yapılandırmayı (ikili anlaşma ya da bankalarla toplu yeniden yapılandırma) denemek çoğu zaman daha hızlı ve daha az masraflıdır. Alacaklı sayısı fazla, icra takipleri başlamış ya da başlamak üzereyse ve işletme yeniden düzenlendiğinde kâr üretebilecek durumdaysa, konkordato mahkeme korumasıyla nefes aldıran ve azınlıktaki alacaklıyı da bağlayan bir araçtır. İşin kendisi artık para kazanmıyorsa, yani yeniden yapılandırılsa bile borcu ödeyecek nakdi üretemeyecekse, konkordato yalnızca kaçınılmaz sonu ertelemiş olur; bu durumda tasfiye ve iflas seçeneğini bir uzmanla açıkça konuşmak gerekir.


Önce Doğru Soruyu Sorun: Sorun Borçta mı, İşte mi?


Dosyalarda karşılaştığımız en kritik ayrım bu. İki şirket düşünün: ikisinin de 40 milyon TL borcu var.


  • Birincisi Gaziantep'te plastik ambalaj üreten bir firma. Siparişleri dolu, brüt kârlılığı makul. Sorun, iki yıl önce kısa vadeli krediyle aldığı yeni ekstrüzyon hattı. Yatırım doğru, finansmanı yanlış: uzun vadeli bir makineyi 12 ay vadeli kredilerle fonlamış.

  • İkincisi Ankara'da yapı malzemesi toptancısı. Ana tedarikçisi bayilik sözleşmesini sona erdirmiş, en kârlı ürün grubu elinden çıkmış. Kalan ürünlerle aylık giderlerini bile zor çeviriyor.


İlk firmanın sorunu borcun vadesi. Vadeler yeniden düzenlenirse şirket kendini çevirir. İkinci firmanın sorunu ise işin kendisi. Borcu yarıya indirseniz bile işletme her ay biraz daha eksiye düşecek.


Bu ayrımı yapmadan araç seçmek, teşhis koymadan ilaç yazmaya benzer. Kendinize şu üç soruyu dürüstçe sorun:


  1. Borçları bir kenara koyduğumda, işletme her ay faaliyetinden pozitif nakit üretiyor mu ya da kısa sürede üretebilir mi?

  2. Borçlarımın ne kadarı kaç alacaklıda toplanıyor? Üç banka mı, yoksa yüz yirmi tedarikçi mi?

  3. Önümüzdeki 60–90 gün içinde haciz, karşılıksız çek ya da icra takibi riski var mı?


Bu üç sorunun cevabı, aşağıdaki yolların hangisine yürüyeceğinizi büyük ölçüde belirler.


Borç Yapılandırma: Mahkemesiz Çözümün Gücü ve Sınırı


"Borç yapılandırma" tek bir şey değil. Pratikte birkaç farklı yol bu başlık altında konuşuluyor:


  • İkili (gönüllü) anlaşmalar: Banka ya da tedarikçiyle tek tek oturup vade uzatma, faiz düzenlemesi veya taksitlendirme konuşmak. Hukuki bir prosedürü yok; tamamen tarafların iradesine bağlı.

  • Bankalarla finansal yeniden yapılandırma: Bankacılık Kanunu'nun geçici 32. maddesine dayanan bu uygulamada, birden fazla banka ve finansal kuruluşa borcu olan şirketlerin kredileri ortak bir çerçeve içinde yeniden düzenlenebiliyor. Uygulamanın süresi Aralık 2025'te Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile iki yıl daha uzatıldı. Hangi şartlarla ve hangi bankalarla yapılabileceğini başvuru öncesinde bankanızla netleştirmeniz gerekir.

  • Kamu borçlarında tecil ve taksitlendirme: Vergi ve SGK borçları için 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesi kapsamında, şartları sağlanırsa tecil ve taksitlendirme talep edilebilir. Süre, teminat ve faiz koşulları dönemine ve borç tutarına göre değiştiği için güncel koşulları başvuru anında kontrol etmek gerekir.

  • Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma (İİK 309/m ve devamı): Konkordato ile ikili anlaşma arasında duran, az bilinen bir yol. Aşağıda ayrıca anlatıyoruz.


Gönüllü yapılandırmanın en büyük avantajı hızı ve sessizliği. Mahkeme ilanı yok, komiser yok, ciddi bir masraf kalemi yok. Müşterileriniz çoğu zaman haberdar bile olmaz.


En büyük zayıflığı ise şu: Kimseyi zorlayamazsınız. On alacaklınızdan dokuzu anlaşsa bile onuncusu icra takibi başlatabilir. Elinizde yasal bir koruma kalkanı yoktur. Gaziantep'teki ambalaj firması için bu bir sorun değildi; borcun büyük kısmı dört bankadaydı ve dördü de firmanın sipariş defterini görünce masaya oturdu. Ama yüzlerce küçük alacaklısı olan bir firmada tek bir sabırsız alacaklı bütün planı bozabilir.


Az Bilinen Ara Yol: Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırma


İcra ve İflas Kanunu'nun 309/m ve devamı maddeleri, sermaye şirketleri ve kooperatifler için ayrı bir yol öngörüyor. Mantığı şu: Şirket, alacaklılarıyla mahkemeye gelmeden önce bir yeniden yapılandırma projesi üzerinde anlaşır, gerekli çoğunluğu toplar ve mahkemeden bu anlaşmanın onaylanmasını ister.


  • Yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatifler başvurabilir; şahıs işletmeleri bu yolu kullanamaz.

  • Alacaklılar benzer nitelikteki alacaklara göre sınıflara ayrılabilir. Projenin kabulü için oylamaya katılan alacaklıların sayıca yarısından fazlasının ve oy kullananların alacak tutarının üçte ikisinin projeyi kabul etmesi aranır; birden fazla sınıf varsa bu çoğunluk her sınıfta ayrı ayrı sağlanmalıdır.

  • Başvuruya, bağımsız denetim kuruluşunca hazırlanmış bir finansal analiz raporu eklenir.

  • Mahkeme, talep üzerine projeden etkilenen alacaklıların takiplerinin durdurulması gibi koruma tedbirlerine karar verebilir; ancak bu, konkordatodaki geçici mühlet gibi kendiliğinden doğan bir koruma değildir.

  • Onaylanan proje, projeden etkilenen alacaklıları bağlar.


Bu yol, borcu az sayıda büyük alacaklıda toplanmış ve onlarla zaten iyi ilişkisi olan şirketler için düşünülmeye değer. Sahada çok az kullanıldığını söyleyelim; çünkü çoğunluğu mahkemeye gitmeden önce toplamak ciddi bir hazırlık ve güven ilişkisi istiyor.


Konkordato: Ne Zaman Doğru Araç?


Konkordato, İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen, mahkeme gözetiminde yürüyen bir borç yeniden yapılandırma sürecidir. Gönüllü yapılandırmadan iki temel farkı var:


  1. Koruma: Mahkeme geçici mühlet verdiğinde (İİK 287), mühlet süresince borçlu aleyhine kural olarak yeni takip yapılamaz, başlamış takipler durur (İİK 294). Rehinli alacaklılar rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir ya da sürdürebilir, ama mühlet boyunca rehinli mal satılamaz (İİK 295).

  2. Çoğunluk kuralı: Proje kanundaki çoğunlukla kabul edilip (İİK 302) mahkemece tasdik edilirse (İİK 305), oy vermeyen ya da ret oyu veren alacaklıları da bağlar (İİK 308/c). Gönüllü yapılandırmada olmayan güç budur. Ancak birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar (örneğin işçi alacakları), rehinli alacakların rehinle karşılanan kısmı ve vergi, SGK gibi kamu alacakları bu bağlayıcılığın dışındadır.


Konkordato şu tabloda anlam kazanır: Alacaklı sayısı fazladır, bir kısmı takip başlatmıştır ya da başlatmak üzeredir, ama işletmenin çekirdeği sağlamdır. Yeniden düzenlenmiş bir ödeme planıyla, iflas hâlinde alacaklıların eline geçecek olandan daha fazlasını ödeyebileceğinizi rakamla gösterebiliyorsunuzdur.


Manisa'da beyaz eşya yan sanayisine sac parça üreten bir firmayı düşünün: 85 tedarikçi, 6 banka, 3 leasing şirketi. Ana müşteri ödemeleri 90 günden 150 güne uzatınca nakit dengesi bozulmuş. İkili görüşmelerle 94 alacaklıyı aynı anda ikna etmek pratikte imkânsız. Ama sipariş akışı sürüyor ve firma, borçları 4 yıla yayıldığında taksitleri karşılayacak nakdi üretebiliyor. Bu, konkordatonun tam olarak tasarlandığı durum.


Konkordatonun bedeli de var, bunu saklamayalım:


  • Süreç kamuya açıktır; geçici mühlet ilan edilir. Bazı müşteri ve tedarikçiler temkinli davranır.

  • Hazırlık ağırdır: ön proje, bağımsız denetim raporu, güncel mali tablolar, alacaklı listesi.

  • Mahkeme masrafları, gider avansı, komiser ücretleri ve danışmanlık giderleri ciddi bir toplam oluşturur. Bu kalemleri serinin maliyet yazısında ayrıca ele alacağız.

  • Mühlet ve tasdik kural olarak kefilleri korumaz. Şirket kredilerine şahsen kefil olduysanız alacaklı size gidebilir; konkordatoya onay vermeyen alacaklı kefile karşı bütün haklarını korur (İİK 303).

  • Vergi ve SGK gibi kamu alacakları tasdik edilen konkordatoyla bağlı değildir. Proje bu alacaklarda indirim de vade de dayatamaz. Mühlet süresince bu alacaklar için de takip durur, ancak ödeme planı için 6183 sayılı Kanun'daki tecil ve taksitlendirme imkânlarına bakmak gerekir.


Bu süreci tek başına yürütmeye kalkan patronların en çok zorlandığı yer, projenin gerçekçiliği. Burada deneyimli bir konkordato danışmanlığı desteği, mahkemenin ve komiserin ilk soracağı sorulara baştan cevap hazırlamanızı sağlar.


İflas: Ne Zaman Konuşulmalı?


İflas kelimesi patronların çoğunda bir tabu. Ama bazen en dürüst seçenek odur. İflasta amaç işletmeyi kurtarmak değil, mal varlığını paraya çevirip alacaklılara kanundaki sıraya göre (İİK 206) dağıtmaktır. İflas açıldığında borçlu, masaya giren mallar üzerindeki tasarruf yetkisini kaybeder ve yönetim iflas idaresine geçer.


Bilmeniz gereken birkaç nokta:


  • Eskiden var olan iflas erteleme kurumu, 7101 sayılı Kanun ile 2018'de kaldırıldı. Bugün "iflasımı erteleyeyim, bu arada toparlanırım" diye bir yol yok; onun yerini konkordato aldı.

  • Borçlu kendi iflasını isteyebilir (İİK 178). Sermaye şirketlerinde borca batıklık durumunda yönetim kurulunun mahkemeye bildirim yükümlülüğü de vardır (Türk Ticaret Kanunu 376. madde).

  • Konkordato talebi reddedilirse ya da proje tasdik edilmezse, borçlu iflasa tabiyse ve doğrudan iflas sebeplerinden biri mevcutsa mahkeme borçlunun iflasına resen karar verir (İİK 292, 308). Yani konkordato, işi kurtarılamayacak bir şirket için "kaybedecek bir şey yok" denilecek bir deneme değildir.


Ankara'daki yapı malzemesi toptancısını hatırlayın. Ana ürün grubunu kaybetmiş, kalan işle giderlerini karşılayamıyor. Böyle bir şirket konkordato projesi hazırlasa bile, gerçekleşebilirliğini gösteren bir bağımsız denetim raporu almakta zorlanır. Burada konuşulması gereken, işletmenin kontrollü biçimde küçültülmesi, kârlı bir bölümün satışı ya da düzenli bir tasfiyedir. Bunu erken konuşan patron, hem kendisini hem çalışanlarını hem de alacaklılarını daha az yıpratır.


Üç Yol Yan Yana


Kriter

Gönüllü Borç Yapılandırma

Konkordato

İflas

Amaç

Vadeleri ve koşulları anlaşmayla yeniden düzenlemek

İşletmeyi yaşatarak borçları mahkeme gözetiminde yeniden düzenlemek

Mal varlığını paraya çevirip alacaklılara dağıtmak

Mahkeme süreci

Yok (309/m yolunda onay için mahkemeye gidilir)

Var, asliye ticaret mahkemesi

Var, asliye ticaret mahkemesi

İcra takiplerine etkisi

Yasal koruma yok; anlaşmayan alacaklı takip başlatabilir

Geçici ve kesin mühlet süresince kural olarak takipler durur

Takipler iflas masasına yönelir

Muhalif alacaklıyı bağlar mı?

Hayır (309/m'de etkilenen alacaklıları bağlar)

Tasdik edilirse evet (imtiyazlı, rehinle karşılanan ve kamu alacakları hariç)

Herkes iflas masasına dahil olur

Şirketin geleceği

Faaliyet sürer

Faaliyet sürer, önemli işlemler mahkeme iznine bağlıdır

Tasfiye edilir

Görünürlük

Genelde sessiz

İlan edilir, kamuya açık

İlan edilir, kamuya açık

Kime uygun?

Borcu az sayıda alacaklıda toplanan, nakit üreten işletme

Alacaklısı çok, takip baskısı olan ama işi kârlı hâle getirilebilecek işletme

İşi artık para kazanmayan, kurtarma ihtimali kalmamış işletme


Tablo kaba bir harita. Gerçek dosyalarda bu yollar çoğu zaman iç içe geçer. Örneğin bir şirket önce bankalarla yeniden yapılandırma görüşmesi başlatır, görüşmeler sürerken bir tedarikçi takibe geçince konkordatoya başvurur. Ya da konkordato sürecinde bir fabrika binası satılır ve borcun bir kısmı bu yolla kapatılır.


Karar Verirken Kullanabileceğiniz Basit Bir Kontrol Listesi


Ofisinize kapanıp bir kâğıda şunları yazın. Mali müşavirinizle ya da finans sorumlunuzla birlikte yaparsanız daha iyi olur:


  1. 13 haftalık nakit akışı: Önümüzdeki üç ay için haftalık tahsilat ve ödemeleri çıkarın. Hangi haftada kasanın eksiye düştüğünü görün.

  2. Alacaklı haritası: Borçlarınızı banka, leasing, tedarikçi, kamu (vergi ve SGK) ve çalışan alacakları olarak gruplayın. Her grupta kaç alacaklı ve ne kadar tutar var, bakın.

  3. Faaliyet kârlılığı: Faiz ve kur farkı hariç, işletme ayda kaç para kazanıyor ya da kaybediyor?

  4. Teminat ve kefalet tablosu: Hangi krediye hangi gayrimenkul, hangi makine rehinli? Hangi borca şahsen kefilsiniz?

  5. Zaman baskısı: Bekleyen icra takibi, karşılıksız çek riski ya da haciz var mı?


Bu beş başlığı dolduran bir patron, hangi yola yürüyeceğini çoğu zaman kendisi görmeye başlar. Kriz anında soğukkanlı kalmanın önemine dair KOBİ'lerde profesyonel kriz yönetimi yazımız da bu aşamada işinize yarayabilir. Finansman yapınızı yeniden düşünmek için KOBİ'lerde finans ve finansman yazısına da göz atabilirsiniz.


Sahada Gördüğümüz


Eskişehir'de makine yedek parçası üreten, 35 kişilik bir atölye geçen yıl bize geldiğinde patronun kafasında tek kelime vardı: konkordato. Rakamları masaya döktüğümüzde tablo farklı çıktı. Borcun yüzde 80'i üç bankadaydı, geri kalanı on iki tedarikçiye dağılmıştı ve hiçbirinde henüz takip yoktu. Firmanın faaliyet kârı da yerindeydi; sorun, döviz kredisinin kur artışıyla şişmesiydi.

Konkordatoya başvurmak yerine önce bankalarla toplu bir yeniden yapılandırma görüşmesi açtık, büyük tedarikçilerle de tek tek oturduk. Dört ayda vadeler uzadı, firma ilan edilmedi, müşterilerin hiçbiri bir şey fark etmedi. Aynı dosyada, iki tedarikçi takip başlatsaydı konkordato hazırlığını da paralel yürütüyorduk; plan B hazırdı ama kullanmaya gerek kalmadı.

Ders şu: Konkordato güçlü bir araç, ama her ağrıya ameliyat gerekmez. Önce teşhis, sonra tedavi.

Sık Sorulan Sorular


Önce bankalarla yapılandırma deneyip olmazsa konkordatoya başvurabilir miyim?


Evet, sahada sık görülen bir sıralamadır. Ancak bu görüşmeler sürerken takip ve haciz riskini yakından izlemek gerekir. Görüşmeler uzar ve bu arada makinelere ya da hesaplara haciz gelirse, konkordatoya daha zayıf bir pozisyonda başvurursunuz. Bu yüzden yapılandırma görüşmelerine başlarken konkordato hazırlığının temel belgelerini de paralel olarak toparlamak akıllıca olur.


Konkordato ilan eden şirket sonunda iflas eder mi?


Hayır, konkordato bir iflas süreci değildir; amaç şirketin faaliyetine devam ederek borçlarını yeniden düzenlemesidir. Ancak talep reddedilir ya da proje tasdik edilmezse, borçlu iflasa tabiyse ve doğrudan iflas sebeplerinden biri mevcutsa mahkeme iflasa resen karar verir. Bu nedenle başvurudan önce projenin gerçekçi olup olmadığı dürüstçe değerlendirilmelidir.


Vergi ve SGK borçlarım konkordato ile silinir mi?


Hayır. Tasdik edilen konkordato vergi ve SGK alacaklarını bağlamaz; proje bu alacaklarda indirim ya da vade öngöremez. Mühlet süresince bu alacaklar için de kural olarak takip yapılamaz (İİK 294). Vade ihtiyacı için ise şartları sağlanıyorsa 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesi kapsamında tecil ve taksitlendirme talebi değerlendirilmelidir.


Şahıs işletmesiyim, uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırmadan yararlanabilir miyim?


Hayır. İİK 309/m ve devamındaki uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatifler içindir. Şahıs işletmeleri ise konkordato başvurusunda bulunabilir ya da alacaklılarıyla gönüllü yapılandırma yoluna gidebilir.


İflas erteleme hâlâ var mı?


Hayır. İflas erteleme kurumu 2018'de 7101 sayılı Kanun ile kaldırıldı. Bugün mahkeme korumasıyla borç yeniden yapılandırmanın temel aracı konkordatodur.


Bu üç yoldan hangisinin size uygun olduğunu kestirmek, çoğu zaman rakamları bağımsız bir gözle masaya yatırmakla başlar. Konkordato sürecinin tüm hukuki çerçevesini merak edenler İcra ve İflas Kanunu'nun güncel metnine mevzuat sisteminden ulaşabilir.



Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut durumunuz için uzman değerlendirmesi gerekir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page